2006 yılında üniversitede alttan kalan 3 dersim ile birlikte, AKT (Akıllı Kart Teknolojileri) firmasında Müşteri Yöneticisi olarak işe başladım. Öncesinde ise 2001 yılında working – student mantığı ile 5 sene Bahçeşehir Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Reklam departmanlarında working student olarak çeşitli görevlerde çalıştım. Hatta bu sayede burssuz kazandığım okulumu sırası ile önce %25, sonra %50, sonrasında ise %100 çalışma bursu kazanarak tamamladım. Hem okuyor hem de okul param karşılığında çalışıyordum. Okulum hazırlık sınıfı dahil 8 senede bitmiş olsa da bu 8 senenin 5 senesinde okulda çalıştım ve 5 senesine okul ücreti ödemeden devam ettim.

AKT’de yaklaşık 2 yıl çalıştıktan sonra Medusa Plus Halkla İlişkiler firmasına Alternatif Reklam Mecraları yöneticisi olarak başladım. Bu firmada da 1,5 yıl kadar çalıştıktan sonra daha büyük projeler gerçekleştirme hayaliyle 2009 yılında Lobby’yi kurma kararı aldım.

Lobby nasıl oluştu?

2008 yılında yaptığım Amerika seyahatinde otel odalarında, markaların otel misafirlerine tanıtıldığını gördüm. Ülkemizde bu alanda büyük bir boşluk olduğunu fark ettim ve aynı yıl iş yerinden ayrılma kararı alarak bu iş fikrini neden Türkiye’de yapmayalım diye düşündüm. 3 yıl otellerde marka iletişimi yapan bir deneyimsel mecra ajansı olarak iş hayatımıza devam ettik. Unilever, P&G gibi markalarla otel odalarında ürün yerleştirme projesini gerçekleştirdik. 3 yılın sonunda otel mecrasının yanına işyerleri, kuaförler gibi 15 farklı kanal daha ekledik. Network kanallarımız geliştikçe, Lobby’nin ilk alt markası olan Lobby Network’ü kurduk. Türkiye’nin ilk in door deneyimsel pazarlama ajansı olan Lobby Network, yaratıcı cesarete sahip bir network ajansı olma yolunda ilerledi. Geniş hedef kitle ağı ile markalar ve tüketiciler arasında sıkı bağlar kuran bir network ajansı haline dönüştü. 15 farklı mecrada 750.000 üzerinde erişim kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. 2014 sonunda yerimde duramadığım için gün geçtikçe Lobby’nin yeteneklerini arttırmam gerekiyor düşüncesi şekillenmeye başladı. Sonunda kararımı verdim ve bu yetenek kesinlikle event olmalıydı, ama nasıl? Network tarafındaki müşterilerimiz Türkiye’nin önde gelen markaları olduğu için de event tarafında da deneyimlerimizi sergilemek istedik. Bu kez brief alarak ilerleyen bir firma haline geldik. Yeni süreçte fizikseli bir şekilde dijitale, dijitali ise fiziksele bağlayabildiğimizi gördük. 2015 itibari ile de Lobby’nin diğer alt markası Lobby Phygital dünyaya geldi.

Etkinlik, doğrudan pazarlama, road show, BTL ve B2B pazarlama alanlarında insan duygularını yeni teknolojiler ile birleştirip, hedef kitlelere unutamayacağı hikayeler hediye ederek adımızdan bahsettirmeye başladık. 2016 yılına geldiğimizde ise günümüzün olmazsa olmazlarından olan sosyal medya yönetimini yapmaya başlayınca, bu tarafı da markalaştırdık. Lobby Social, markaların sosyal medya hesaplarına, mecraların dinamiklerine ve hedef kitlenin diline uygun bir şekilde içerikler üretmeye başladı. Kullanıcılar arasında elden ele yayılacak viral filmler, yazar, çizer ve prodüksiyon aşamasını baştan sona üstlenir hale geldi. 2017 yılına geldiğimizde, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Phygital kavramını ismine taşıyan Lobby;  Phygital, Network ve Social olmak üzere 3 farklı markadan oluşan “marketing group” olarak iletişimini sürdüren bir aktivasyon ajansı haline dönüştü.

Benim için girişimciliğin özeti çalışmak, dürüst olmak ve yılmamak.

2016 senesi benim ve şirketim için çok önemli bir sene idi. Ciddi değişimler ve olumlu gelişmeler yaşadığımız bir sene oldu. Ortaklık yapısı değişikliği, çalışan sayısı artışı, kurumsal kimlik değiştirme, danışmanlar ile çalışma, EBRD (European Bank of Reconstruction ve Development) destek programına kabul, KOSGEB hibe programına kabul gibi önemli gelişmelerin olduğu bir seneyi geride bıraktık. Lobby için en büyük hedefim önümüzdeki 5 sene içinde Türkiye pazarına girmek isteyen yurtdışı bir reklam ajansı ile iş birliği ve/veya hisse satımı gibi bir yol izleyerek Lobby’yi yerel bir reklam ajansı olmaktan çıkarıp uluslararası bir ajans olmaya taşımak.

Arya Retreat Pitching Challenge ile ivme kazandık.

2017 yılında bu gelişmelerin üzerine bir de Arya Kadın Yatırım Platformu’nun düzenlediği Arya Retreat programına kabul edilmemiz eklenince ivme kazanmaya devam ettik. Arya Retreat 2017’de birinci seçilerek yatırımcıların ve markaların daha fazla odak noktası olmaya başladık.

Önümüzdeki beş senelik planımda Lobby’nin ana tedarik konularını sağladığı iş kollarından birinin yatırımını yaparak Lobby oluşumunu üretim ile destekleyerek büyütmek istiyorum.  Bunun yanı sıra mobil uygulamaları fiziksel çözümlerle (fijital) üreten ve uygulamayı donanımsal olarak da Türkiye’de üretebilen bir teknoloji şirketinin alt yapısını kurmayı hedefliyorum.

Şirketimizde bulunan çalışanlar; genç, dinamik ve çoğu Y kuşağı olan gençlerden oluşuyor. Şirket kültürümüzün temelini; dürüstlük, samimiyet ve şeffaflık oluşturuyor. Ayrıca oldukça eğlenceli bir şirketiz. Çalışırken eğlenebilen, sorgularken mantık arayan, sonuç odaklı olurken büyük resimden uzaklaşmayan bir şirketiz. Bir sene önce yaptığım tüm çalışanların katıldığı bir çalışmada, şirket değerlerimizi hep birlikte belirledik. Lobby demek; yardımlaşma, samimiyet, iyi niyet, gençlik, dinamizm, şeffaflık, netlik, gelişim, ekip ruhunun başarıya gittiği yer ve yoktan var etmek demek. Sosyal sorumluluk anlamında en çok TOFD (Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği) ile birlikte ilerlemekteyiz. En son 2016 senesinde yaptığımız Golden Sale projesi ile derneğe 3 günde 17.000 TL bağış topladık. TOFD ile geçtiğimiz yıllarda da farklı irili ufaklı projeler yaparak derneğe katkı sağladık. Bunun yanı sıra en büyük hayallerimden biri ise bir gün “Haydi Çocuklar Tatile“ projesini hayata geçirebilmek. Bu proje ile maddi imkansızlıklar nedeni ile tatil yapamayan çocukları her sene 4-5 kez Türkiye veya dünyanın farklı yerlerine hem eğlenme hem de öğrenme amaçlı tatillere çıkarmak. Arya ile başlayan kadın dayanışma sürecini ise daha ileriye taşıyarak teknoloji ile ilgilenen gençlerle projeler yapmak, gençlerin girişimlerine yatırımcı olabilmek. Bu noktada Arya’nın sahiplendiği değerlerin tamamının bir girişimcinin hikayesinde olması gerektiğine inanmaktayım.

Girişiminizi ileriye taşımanın ilk adımı, cesur olmakla başlıyor.

Müşteri kazanmak, tedarikçilerinizin sizin arkanızda olabilmesi ve sürdürülebilir ilişkiler kurmak için güvenilir olmanız gerekiyor.

İşinizi daha fazla kişiye anlatabilmek için girişken olmalısınız, aynı zamanda ücretsiz birçok eğitime katılarak kendinizi geliştirmelisiniz, bu sayede insanlar üzerinde etki yaratma yeteneğinizi geliştiğini kısa zamanda fark edeceksiniz.

Çalışanlarınızla uzun soluklu sürdürülebilir ilişkiler kurmak ve çalışan bağlılığı yaratabilmek için açık ve samimi olmak gerekiyor.

Yaratıcı ve paylaşımcı olmak, daha hızlı ilerlemenizi ve işinizin hızlı bir ivme ile büyümesini sağlayacaktır.

 

Nilüfer Gürtekin Yalçınkaya

Lobby Kurucu & Ajans Başkanı