“Her hayır, her engel, her reddedilme benim için bir fırsat oldu.
Hiç vazgeçmedim. Çünkü; başkaları için eksi olan her şey
benim fırsatım ve sıyrılma noktalarım oldu.” – Münteha Adalı

S: Kim olduğunuzdan ve iş hayatındaki odak noktalarınızdan biraz bahseder misiniz? 

M.A.: Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdum, 8 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğuyum.

1979 yılına kadar Siverek’te yaşadım, sonra da İstanbul’a taşındık. Erenköy Kız Lisesi’nden sonra Anadolu Üniversitesi’nin Açık öğretim Fakültesi’ni bitirdim.

Üniversite eğitimimin ardından başka alternatifim olmadığı için bankada çalışmaya başladım. Banka dönemini müşteri ilişkileri dışında hiç sevmedim, askerlik gibiydi. Bana göre olmadığını anlamış olmama rağmen 9 yıl üzerine para aldığım bir kurs gibi görerek yüksek performansla çalıştım.

İçimde hep kendi işimi yapma isteği vardı. 9 Yıllık çalışmanın sonunda, bulunduğum noktada kendimi daha ileriye götüreceğimi hissettiğim anda istifa ettim. Çünkü girişimcilik benim için özgürlüktü..

Sektöre farklı bir bakış açısı kazandırmak amacıyla 1996 yılında ortağı olduğum Güvensan Tesis Hizmetlerinin başına geçtim. Çalıştığım bankam müşterim olmuştu, bunun da sebebi çalıştığım dönemdeki performansımdı. Sonra yaptığımız işler ile kendimizi ifade ettiğimizi ve aslında ne yaparsak yapalım yine kendimiz için yaptığımızı anladım. Sektörün Don Kişot’u olarak çalışmak en büyük motivasyonum oldu.

Odak noktalarım… Ben sıradan olmak istemedim; bu sebeple hep “Fark yaratma, Değer yaratma, Yenilikçi olma, Hızlı aksiyon alma” üzerine odaklandım. Müşteri beklentileri üstünde hizmet vermeye odaklandım. Vazgeçilmez olmak için müşteri ne ister noktasına odaklandım.Bizim sektörde, çalıştığımız insan kaynağının göz ardı edilmişliğini ve eğitim açığını kapatmak için Güvensan Akademiyi oluşturdum. Lüksün kıyısında yaşayanlar felsefesinden hareket ederek; insan odaklı olma, sevme, önemseme, anlama yetilerimi geliştirdim.

Bu prensipler eşliğinde de şirket benim gelmemle birlikte 1 sene içinde büyük bir gelişme gerçekleştirdi. İşimi sevdim, onda insanların görmediği/görmek istemediği farklı noktaları gördüm. Bir işte önemli olan nokta, yapan kişinin ona ne değer kattığı. Hep bunu sorguladım ve hep daha fazlasını yapmak için kendimi motive ettim.

S: Profesyonel misyonunuzu nasıl tanımlarsınız?

M.A.: “SIRADAN OLUP İZ BIRAKMADAN YAŞAMAK İSTEMEDİM”

Kendimi içten yanmalı motor olarak tanımlıyorum. Bu nedenle başarı ve mutluluğu bir başkasına ve yaptıklarına bağlamamayı seçtim. Sevmediğim tek şey; denenmeden verilen “hayır” cevabı, esnek olunmaması. Farklı olmayı, fark yaratmayı hep sevdim. Gözlemleyerek ve doğru iletişim kurarak herkesten çok şey öğrendim. En büyük servetimiz kurduğumuz dostluklar, üstelik de bunun için doğru olmak gibi çok kolay bir yolu seçtim kendime.

Kalıcı işler yapmak, değer yaratmak ve iz bırakmak misyonum ve en büyük motivasyonum. Başkalarının hayallerine, tutkularına ortak olmak, onlara el vermek ve ilham olmak yaşam enerjim.

S: Size göre iş hayatında başarı için olmazsa olmazlar neler?

M.A.: Öncelikle “Ya başarısız olursam” diye endişeniz olmamalı, cesaret şart… Bildiğiniz en iyi şeye, güçlü taraflarınıza tutunmalı bunun içinde kendinizi çok iyi tanımalısınız. Hayallerinizden, yapmak istediklerinizden, değerlerinizden ve en önemlisi kendinizden asla vazgeçmemelisiniz. Öğrenmenin gerçekten sonu yok, hayatınıza giren herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışılmalı.

S: En sevdiğiniz sosyal medya platformu hangisi ve nedeni?

M.A.: Çok konuşan toplum olarak bizlere az, öz ama etkili anlatım yeteneğini kazandırdığı için Twitter’ı çok seviyor ve aktif kullanıyorum. Bu platformu, 140 karakter ile sınırlı “Az kelimeyle çok şeyi anlatma sanatı” olarak görüyorum. Bunun haricinde; sektörü ve kişileri takip edebildiğim, aynı zamanda takip edildiğim bir iş ağı olması sebebiyle LinkedIn’i etkin kullanıyorum.

S: Kişisel süper gücünüzün ne olduğunu düşünüyorsunuz?

M.A.: Çalışkanlığım, vazgeçmemem, kendime olan inancım, insan sevgim, kuşaksız olmam (x,y,z 🙂 ) ve iletişim gücüm. Bu sayede insanlara anlatabileceğim çok fazla hikayeler biriktirdim. Böylece iyi bir hikaye anlatıcısı olma yolunda kendimi geliştiriyorum, en büyük süper gücüm bu olacak.

S: Bir melek yatırımcılık şekli olarak “Arya Yatırımcılığı” hakkında neler söylemek istersiniz?

M.A.: Hayatım boyunca yaptığım her şeyin karşılığını görmeyi, sonuç odaklı olmayı sevdim. Laf olsun diye hiçbir çalışma içinde olmak istemedim; çünkü bunun yaratıcılığımın ve enerjimin en büyük engeli olduğunu fark ettim.

2004’ten beri STK faaliyetlerinde kadın ve gençler odağında çalışmalar yaptım. Hayattan aldıklarımı verme, paylaşma zamanıydı.

Sevgili dostum Ahu 2012’de Arya’dan, kadının fırsat olduğu fikrini bize açıkladığında çok heyecanlandım.Bilmediğim bir dünyada kendimi geliştirecek, birilerine maddi ve manevi destek olacaktım. Bu fikir beni inanılmaz derecede mutlu etmişti.

Bir dostumun hayalinin bir parçası olmak, büyürken büyütmek, paylaşmak, daha ne olsun. Ahu’ya ilk günden “Ne yaparsan yap, yanında olacağım!” dedim, iyi ki, demişim. Sevgili Ahu benim kendimi, fark edemediğim gücümü ortaya çıkarmadaki meleğim oldu. Onunla yapamadığım şeyleri yapacağımı biliyorum, işte gençlerle çalışmanın ne demek olduğunun en iyi örneği…

Ben kadın girişimciliğini, girişimciliği desteklemek için; ARYA KADIN YATIRIM PLATFORMUN’DA yatırım lideri oldum. Bizler Arya Yatırım Platformu’nda “Biraz iyilik yap, biraz öğren ve çokça kazan (maddi ve manevi) ” mottosuyla kadınların projeler üreterek iş hayatında aktif rol almasını amaçladık.

Bana göre Yatırımcılık;

  • Başkalarının hayallerine, hikayelerine ortak olmak,
  • El vermek,   paylaşmak,   öğrenirken öğretmek, büyürken büyütmek,
  • Her anlamda güçlenerek başkalarına faydalı olmanın tadına varmak…
  • Tutkuların ortağı olmak… 

S: Son olarak…Yatırımcı olmayı düşünenlere tavsiyeleriniz neler?

M.A.: Yatırımcı olmak… Değişen hayatların parçası olmaktır, hayatınızı değiştirmektir.

Paylaşmak güzeldir… Paylaşmak risktir… Risk, sizin sınırlarınızı zorlamanıza neden olur. Her zorlanma yaratıcılığı ve liderliği geliştirir. Paylaşmak; özgüven, cesaret, sorumluluk ister.

Sizi, kanatlarınızın içinde olduğu ve görünmediği kanatsız bir melek yapar. O kanatlar özgürleşmek için açılır ve sizi daha ilerilere taşır. Yani yapılan her iyi şeyin sonucu kazanmaktır… Her açıdan kazanmaktır…