Bitcoin ve kadınlar: Aradaki 101 benzerliği bulun

Türkiye ve dünyanın önde gelen iki üniversitesinden mezun olmuş iki arkadaşımla pandemi öncesinde oturmuş sohbet ediyoruz. Akşam saat on, mevzular koyulaşmış. Erkek dönüp bana Amerika’da neden bir kadın başkan seçilmediğini ve neden seçilmemiş olmasının aslında çok yerinde bir durum olduğunu anlatıyor, kadın da dönüp doğru diyor ve yargıçlar üzerinde yapılan bir araştırmanın kadın yargıçların erkeklere göre 10 kat daha fazla ölüm cezası verdiğinin görülmüş olduğunu alıntılıyor. Hatta devamında da şunu ekliyor; “Çünkü kadınlar için yöneticilik pozisyonlarına gelmek demek katı olmaya çalışmak demek. O sebeple de bir devrim olana kadar kadınlar en üst yönetim pozisyonlarına gelmemeliler.”

Açıkçası sonrasını pek hatırlamıyorum zira bu argümanları duyduktan sonra kendimi kaybederek, herkesi susturmak suretiyle yüksek sesle kadın haklarını anlatıyor ve savunuyorum. Faşist olmakla suçlansam da, sabahında bir güzel herkesten özür dilediğimle kalıyorum.

Evet, hikâye ne bana özel ne de Türkiye’ye. Bakınız; Facebook COO’su Sheryl Sandberg’ün yazdığı Sınırlarını Zorla (Lean In) kitabına Michelle Obama’nın yapıştırdığı cevap: “O dediği b*k her zaman çalışmıyor”. Olay tabii oradan hızla kimin daha fazla imtiyaz sahibi olduğuna ve benim yaşadığım kadın travmaları seninkileri döver tartışmasına dönüyor. Kısacası, eğitimli olsun, olmasın, kız kardeşlik sevdalısı olsun, olmasın, artık hangi kampta ve geçmişten olursa olsun herkesin “kadın” konusu ile ilgili bir fikri var. Buna rağmen ne yazık ki ortak bir görüş de yok.

Benim de bu süreçte gözlemlediğim üç kamp var;

  • Eğitimli, iyi para kazanan kadınlar genelde pro-kampında yer alan kadınları tutumları ile ilgili “Neden söyleniyor ki? Ortada kadın-erkek diye bir problem yok?!” diyerek eleştiriyor. Bu kamptaki erkekler de “Kadın erkek zaten eşittir.” diyerek neden bu kadar gürültü yaptığımızı anlayamadıklarını kafa sallayarak dile getiriyor.
  • İkinci grup ise farkındalığı olmayanlar. Hiç unutmam, Amerika’dan yeni dönmüş bir arkadaşım Sporda Öne Çıkanlar tadında bir başlıkla konferans düzenlemişti. Hani baya billboardlarda reklamları yapılan bir marka konferansına iliştirilmiş, medyada gani gani yer alan bir konferans. 39 konuşmacının 38’inin de erkek olduğu bir konferans. Sinirden titreyerek ama bütün kibarlığımla kendisine bir e-posta göndermiştim. Aşırı utanmış ve üzülmüştü. Samimiyetine inanmıştım, hâlâ da inanıyorum ve her gün bu tarz vakaları görüyorum. Bu kamp hakikaten bilmiyor; vurmayın.
  • Kendini feminist ya da feminist kelimesini eski dünyaya ait bulanların, o sebeple de kendini kadın çağrışımlı başka bir sıfatla tanımlayanların yer aldığı üçüncü ve son kampımızda ise büyük ihtimalle bu makaleye bakarken “yeterince savunucu” bulmayanlar yer alıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı bulduğu kelime ve argümanlarla ilgili dilinin ucuna gelmiş 3-4 cümleyi göndermeye hazır, hatta gözleri aşağıya doğru devam ederken bana nasıl bir yanıt göndereceğini düşünüyor. =)

Ve işte tüm bunlar yüzündendir ki kadın konusunun geldiği yeri biraz Bitcoin’e benzetiyorum. Herkesin konu ile ilgili bir diyeceği var, Mahmut abi bile bir tane almış, fikir sahibi, argümanlarını yapıyor, Ayşegül abla ise durmuş regresyon çizgilerinden ve yapılan araştırmalardan bahsedip neden yükselmeyeceğini savunurken birden Elon Musk çıkıp bu konu önemlidir diyor, sonra Amerika borsası karşı açıklama yapıyor. Mevzuyu biliyorsunuz.

Kadınlar olarak bir kripto para olsaydık bunca spekülasyonla ciddi prim yapacağımız aşikar olsa da mevzu henüz alt-coin’lere yansımadı diyebiliriz. Bugün bu yazıda ele alınacak husus; alt-coin: kadın girişimci.

Apple Entrepreneurship Camp ekibinin açıkladığı rakamlara göre 2017’de kadınların kurduğu şirketlere yapılan yatırım tutarı 1,9 milyar dolarda kalırken erkeklerde bu rakam 83,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Bütün bu saçmalığa rağmen kadınların sahip olduğu şirketler Amerika’daki ulusal ortalamanın iki katı hızla büyümeye devam ediyor. Yetmez, kadınların yönettiği teknoloji startup’ları ise erkeklerin yönettiği teknoloji girişimlerine göre %35 oranında daha fazla yatırım geri dönüşü getiriyorlar. Peki nasıl olacak da güzel ülkemizde bunu mevzu haline getirecek ve kadın girişimci tarafında alt-coin’leri coşturacağız?

  • Devlet: Devletin el atması şart. KOSGEB’in verdiği 60 bin TL kadın girişimci desteği ile ben şuradan şuraya gidemiyorum. Devlet bankalarını aç bana, bana özel kredi programları yarat. Yetmez, her programına kota koy. Sadece KOSGEB değil tüm sana bağlı programlara TÜBİTAK, AR-GE merkezleri, IMMIB, İŞKUR… Ver kotayı! Ha, zaten ilk etapta %10’un üstüne koyamayacaksın, o bile devrim olacak. Ama yeter ki başla bir yerden. Eğer görüyorum ve arttırıyorum diyorsan da ihalelerde kadın finalist şartı koy, kadın girişimci tercih eden firmaya vergi avantajı ver. Kaldı ki bu alanların bazılarında zaten devam eden programlar var; bunları daha iyi duyur, benim bildiğim TurkishWIN, Arya, Ünlü&Co, Endeavor, imece gibi kanalları kullan.
  • Programlar: Türkiye’de efsane girişimci programları, yıllardır devam eden mentorluk projeleri, kuluçka merkezleri var. Girişimciliğe başladığımdan beri bu programlar kadar beni geliştiren başka hiçbir şey olmadı. Bu ülkenin belki de devlet-yatırımcı arasındaki en önemli, en kritik rolünü oynuyorsunuz. Sizin liderliğiniz her şeyi değiştirecek. Cesur bir hamle yapın. Ben bundan böyle % bilmem ne kadar kadın çalıştırmayan, kadın yöneticisi olmayan girişimi başvurularda değerlendirmeyeceğim deyin. Kadın girişimcilere vereceğiniz ek programları ve olacaksa kotayı açıklayın. Blackrock’un CEO’sunun 14 Ocak 2020’e bomba gibi düşen mektubunu jüri üyeleriniz ile paylaşın. (Blackrock’un misyon açıklaması Buddha’nın et yiyeceğini açıklaması gibi bir şey. Geç kalmayın, siz de en yakın kasaba uğrayın.) Sürdürülebilirlik ajandası olmayan, bir misyonu olmayan, size sadece P&L ve ölçeklenme anlatan hiçbir organizasyonu aranıza almayın. Kadın mevzusunu geçtim; dünya yok oluyor. Sizin cesaretiniz ne devlette ne de yatırımcıda olamaz. Yolu açın; inanın ki arkanızdan gelecekler!
  • Ve tabii ki yatırımcılar: Mutlulukla Tökezlemek adlı kitabında Daniel Gilbert, insan beyninin olmayanı görmek ve fark etmek üzerine programlanmadığını anlatır. Ve hatta Silver Blaze adlı Sherlock hikâyelerinden birinde insan beyninin kör noktalarından biriyle ilgili şu şekilde enfes bir diyalog geçer;

Müfettiş: Özellikle dikkatimi çekmek istediğiniz bir nokta var mı?
Sherlock: Köpeğin o geceki garip davranışları.
Müfettiş: Ama köpek o gece bir şey yapmamış ki.
Sherlock: Garip olan da bu ya.

Sevgili yatırımcılarımız; can suyu veren, bazen yanında mentorluk da yapan, destekçi, yol arkadaşlarımız; kör noktanız için bugün bir şeyler yapın. Yönetim Kurulu’nuza bu konulara kafayı takmış birilerini oturtun. O çok gelirse belki tersine mentorluk deneyebilirsiniz. O da iddialı geldiyse toplumsal cinsiyet konusunda bir danışmana ne dersiniz? Ya da ekibinize toplumsal cinsiyet eğitimi de aldırabilirsiniz. Yeter ki bir adım atın. Günün sonunda portfolyonuzun çeşitlenmesi hem sizin hem de yatırım geri dönüşünüz için çok daha iyi olacak. Görmediğiniz, bilmediğiniz ön yargılarınız, kör noktalarınız vardır; hepimizin var, bunu bilim söylüyor. Belki tüm sektörün kaçırdığı ama bir tek sizin göreceğiniz ve büyük başarıya ulaşacak bir girişimi böyle yakalayacaksınız. Deneyin, çalışmazsa bana ulaşın, dertleşelim.

Elbette ki bu alt-coin bazında daha çok konuşmamız gerek, özellikle de kadınların. Yeni yola çıkmış, şirketini ölçeklemeye başlamış, tavanı paramparça etmiş, her yoldan, aşamadan girişimci kadınların. Onlar yazana kadar, yazılanlar çoğalana kadar… Umarım benim için küçük, keza insanlık için de oldukça küçük bu yazı ile alt-coin’lerde ufak da olsa bir kıpırdanma yaratabiliriz hep birlikte. Amin.

 

Melis Abacıoğlu

Arya Kadın Yatırım Platformu Challenge Club üyesi Melis Abacıoğlu, üç büyük endüstri hareketli girişimi olan tecrübeli bir seri girişimcidir.  Türkiye genelinde 14 farklı lokasyonda 9-24 yaş arası 500’den fazla kız çocuğunu ücretsiz olarak eğiten ve toplumsal cinsiyet klişelerine meydan okuyan kız çocuklarına ücretsiz eğitim veren bir sosyal girişim olan Kızlar Sahada’nın kurucusudur. Aynı zamanda İstanbul’un IAAF Altın Etiket Statü Maratonu’nun resmi uygulaması olan spor yoluyla sosyalleşme platformu olan SWEATers App’in kurucu ortağıdır. Son olarak, bir İK Teknolojisi platformu ve herkesin birbirine değer verirken potansiyeline ulaştığı bir dünya yaratmak için çalışan bir kurumsal refah platformudur olan Wellbees’in kurucusudur. Wellbees, 24 şirkette ve 10 ülkede 40 binin üzerinde çalışana hizmet vermektedir. Abacıoğlu, Columbia mezunu, Matematik ve Sanat Tarihi çift anadal mezunudur ve bu iki dalın birbirini mükemmel şekilde tamamladığını düşünmektedir. Kendisi aynı zamanda hevesli bir okuyucu, koşucu ve anı koleksiyoncusudur.

Üyemizin Linkedin hesabına buradan ulaşabilirsiniz.

*Bu makale ilk olarak Dünya Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın