Dijital Şiddetin Farkına Var

Dijital şiddet bir diğer adıyla siber zorbalık, kişiye bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla psikolojik, cinsel ya da ekonomik açıdan zarar vermektir. Dijital şiddeti diğer şiddet türlerinden ayıran ve çok daha ciddi hale getiren bazı özellikleri vardır.

Dijital şiddet kalıcıdır, bir kişiye sosyal mecralar üzerinden yapılan yorumlar silinmediği veya kaldırılmadığı sürece siber mağdurun sürekli olarak bu yorumlarla tekrardan karşılaşabileceği ve zarar görebileceği anlamına gelir.

Dijital şiddet geniş çaplı bir zarara sebep olur. Özellikle Twitter, Instagram, Linkedin gibi mecralarda da gördüğümüz üzere, insanlar tanıdıkları veya tanımadıkları herkes hakkında yazıyor ve bu yorumlar asla tek bir kişiyle kalmıyor. Bu durumda dijital şiddetin mağdurları aynı anda pek çok kişi ile mücadele etmek durumunda kalıyorlar.

Dijital şiddet güç farkı gerektirmez. Örneğin fiziksel şiddet gibi durumlarda genellikle failler ve mağdurlar arasında fiziken güç farklılıkları bulunması çok muhtemeldir. Ancak dijital şiddet uygulayan kişilerin yalnızca internete ve teknolojik cihazlara erişimi olması yeterli oluyor. Bu durum dijital şiddetin günümüzde en sık gördüğümüz şiddet türlerinden biri olmasına sebep oluyor.

Dijital şiddet denildiğinde aklımıza ilk gelen şey farklı sosyal mecralar üzerinden yazılan yorumlar olsa da dijital şiddetin farklı türleri vardır. Dijital dünyada karşı karşıya gelme ihtimalimizin olduğu hangi davranışın şiddet olduğunu bilmek; önlem almamız ve gerekli durumlarda yasal işlem başlatmamız için önemlidir. Dijital şiddet 7 şekilde sınıflandırılır.

  1. Kızdırma / Kışkırtma: Çevrimiçi ve herkese açık dijital ortamlarda en az iki kişi arasında gerçekleşir. Kişilerin birbirlerine kızgınlık, düşmanlık, tehdit ve hakaret içerikli ifadeler kullanması durumudur. Canlı yayınlar, online oyunlar gibi dijital ortamlarda görülmesi muhtemeldir.
  2. Çevrimiçi Taciz: Çevrimiçi ve herkese açık ortamlarda gerçekleşir. Siber zorbanın siber mağdura sürekli olarak saldırgan, aşağılayan, hakaret içerikli mesajlar göndermesi durumudur. Bu durum ilk durumdan farklı olarak tek taraflı gerçekleşir.
  3. Siber Tehdit: Siber zorbanın mağduru korkutmak için tekrarlı bir şekilde taciz etmesi ve iftirada bulunması durumudur. Siber mağdurda ciddi şekilde güvenlik endişesi yaratır.
  4. İftira / Karalama: Mağdur hakkında asılsız ve acımasız söylentiler çıkartılması ve itibarının zedelenmesi durumudur.
  5. Başka Birisi Gibi Davranma: Mağdurun sosyal medya hesaplarının dolandırıcılık ve itibarsızlaştırma gibi amaçlarla ele geçirilmesi durumudur.
  6. İfşa Etme: İzinsiz şekilde fotoğraf, video, ekran kaydı, mesaj gibi içeriklerin paylaşımıdır. Maalesef ki sosyal medyada karşılaştığımız tehdit amacıyla cinsel içerikli mesajların ifşası en sık görülen dijital şiddet türlerinden biridir. Bunun yanı sıra intikam pornografisi ve etek altı görüntü kaydı da bu dijital şiddet sınıfına girer.
  7. Dışlama: Kişilerin online gruplar gibi çoklu katılım sağlanan dijital ortamlardan sebepsizce çıkartılması, engellenilmesi veya aktivitielerinin kısıtlanması durumudur.

Bu sınıflandırmalar dışında dijital taciz olarak tanımlanan 2 durum daha vardır. Bunlardan ilki “Israrlı Takipçilik”tir. Aslında sosyal medyada sıklıkla gördüğümüz ve artık normalleştirilen devamlı takipçilik (stalking) bu gruba girer. Tanınan veya tanınmayan kişiler tarafından görülebilir ancak çoğunlukla mağdurlar partnerleri tarafından bu şiddete maruz kalırlar. İkinci durum ise “Kurban Suçlama”dır.  Gerçekleşmiş bir dijital şiddetin ardından kurbanı suçlayıcı imalarda bulunmak, yaşadığı olumsuz olayı hak ettiği düşüncesini aşılamaktır.

Kaynak: Freepik

Dijital şiddet günümüzde ne yazık ki en sık karşılaştığımız olumsuzluklardan biri… Aktif olarak sosyal mecralarda bulunduğumuzda kendimiz karşılaşmasak bile farklı kişilerin bu duruma maruz kaldığına şahit oluyoruz. Bu şiddet türünün giderek artmasının ve diğer şiddet türlerine göre yaygın olmasının bazı sebepleri var elbette. İlk sebep faillerin internet ortamında kimliğini gizleyebilmesidir. Farklı isim ve fotoğraflarla dijital ortamlarda var olabilirler. İkinci sebep dijital şiddetin var olabilmesi için fiziksel bir temasa gerek olmamasıdır. Bir diğer sebep teknolojinin sağladığı otomasyondur. Bildirimler sayesinde failler hedef aldıkları kişileri kolaylıkla takip edebilmektedir. Bunun yanı sıra yalnızca cep telefonuna ve sosyal medya hesabına sahip olmak dijital şiddetin meydana gelmesi için yeterlidir. Bu derece ulaşılabilir olması dijital şiddetin varlığını arttırmaktadır. Son sebep yayılma hızıdır. Şiddet içerikli mesajlar ve gönderiler hızlıca kitlelere yayılmaktadır. Ayrıca bu gönderilerin kaldırılmaması halinde mağdura uygulanan şiddet gittikçe artmakta ve devamlı hale gelmektedir.

UNICEF’in 70 farklı ülkeden katılımcılarla yaptığı ankete göre her üç kişiden biri günümüzde dijital şirkete maruz kalmaktadır ve her beş çocuktan biri dijital şiddet sebebiyle okula gitmekten kaçınmaktadır. Farklı bir anketten alınan verilerde ise kişilerin en çok dijital şiddete maruz kaldığı platform Instagram olarak görülmüş ve kişiler dijital şiddete maruz kalmalarının en büyük sebebinin dış görünüşleri olduğunu belirtmişlerdir. Dünya üzerinde gittikçe yaygınlaşan bu şiddete farkındalığın arttırılması için çalışılmaktadır. Dijital şiddet farkındalığı bakımından Türkiye ise ortalamanın altında kalmıştır. Türkiye’de yapılan anketlerde her beş kişiden birinin dijital şiddete maruz kaldığı görülmüş. Özellikle 18-32 yaşları arasında bu durum her üç kişiden biri haline gelmiştir. Dijital şiddete maruz kalma nedenlerini ise öncelikle cinsiyetleri ardından ise siyasi görüşleri olarak belirtmişlerdir.

Peki bu davranış siber mağdurların hayatını nasıl etkiler?

Dijital şiddetin ilk etkisi mağdurların psikolojik sağlıklarına verdiği zarardır. Düşük psikolojik sağlığa sahip bireylerde mutsuzluk, düşük benlik saygısı, kızgınlık ve üzüntü gibi gerçekte psikolojik bir problem olmayan ancak hoşa gitmeyen psikolojik durumlar söz konusudur. İkinci olarak mağdurların sosyal yaşama uyum sağlamada zorlanmasına sebep olur. Okul çağındaki mağdurlarda okulu sevmeme, okula gitmeme ve genel olarak tüm mağdurlarda yalnızlık ve yalıtılmışlık hissiyle sosyal çevrelerinden uzaklaşması durumu söz konusudur. Üçüncü olarak dijital şiddet klinik psikolojik problemlere yol açabilir. Mağdurlarda yüksek kaygı düzeyi, depresyon ve intihar düşünceleri görülür ve çok daha ciddi bir durumdur. Son olarak tıbben tanısı konmuş fiziksel hastalıklara yol açabilir ve psikosomatik belirtiler bu grupta değerlendirilebilir.

Dijital şiddet, mağdurların hayatını etkilediği kadar özellikle küçük yaşlardaki siber zorbaların da akademik, duygusal ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Mağdurlar, siber zorbalık yaşadıkları süreçte sosyal ilişkilerden kaçınıp yalnız kalmayı tercih ederken, zorbalar ise kendileri gibi zorbalık davranışı gösteren veya buna eğilimli yaşıtlarıyla geniş bir arkadaşlık ağı kurmaktadır. Sahip oldukları bu ilişki ağı da zorbalık yapan öğrencilerin sadece zorbalık davranışı göstermeleriyle kalmayıp başka suç davranışları gösterme, alkol ve madde bağımlılığı geliştirme ve akademik yaşantılarında problemler yaşama riskini arttırmaktadır.

Dijital şiddeti tanımak ve farkındalık sahibi olmak elbette günümüz dünyasında çok önemli ancak bu durumlarla karşılaştığımızda sessiz kalmak, görmezden gelmek, üstünü kapatmak bu şiddet türünü azaltmak yerine artmasına sebep olur. Günümüzde Türkiye’de dijital şiddete dair direkt bir hukuki önlem olmasa da dijital şiddetin sebep olduğu durumlar hakkında farklı kanunlara başvurabiliriz. Anayasamıza göre haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme durumları suç niteliğindedir. Bu kanunlara dayanarak siber zorbalara karşı hukuki olarak önlem alabilir ve sayılarının azalmasını sağlayabiliriz. Hukuki yolların yanı sıra dijital şiddet uyguladığını gördüğümüz kişileri sosyal medya platformlarına bildirmek – şikayet etmek ve o platformda var olmamaları için mücadele etmek, gittikçe yaygınlaşan linç akımlarına katılmamak güvenli bir dijital ortam için yapabileceklerimiz arasındadır.

İrem Bircan – Arya Genç Üyesi

Bir cevap yazın