Girişimcilik Tarihinde Kadın Girişimciler

Geçmişten günümüze kadınların iş hayatında var olabilmesi ve seslerini duyurabilmeleri konusu kimi zaman arka planda kimi zaman büyük desteklerle dile getirilerek sahnede olmuştur. Ne yazık ki biz kadınlar, iş hayatında var olabildiğimizi kabul ettirmek için dahi çaba gösterme gereği duyduğumuz bir dünya içerisine doğuyoruz.

Avrupa Birliği’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında da gördüğümüz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Fırsat Eşitliği amaçları bize gösteriyor ki bu durumun ortadan kalkmasına yönelik destekleyici ve farkındalık oluşturma gibi değer ve amaçların şirket kültürlerine entegre edilmesi gittikçe artması beklenen bir gelişme.

Yapılan araştırmalara bakıldığında kadın girişimcilerin küresel ekonomiye ve topluma önemli ölçüde katkıda bulundukları görülüyor. Küresel Girişimcilik İzleme Örgütü (GEM), 2020/21 Kadın Girişimcilik Raporu: Kriz Yoluyla Gelişme Raporu’nda yer alan ülkelere göre, dünya genelinde 139 milyon yerleşik işletme sahibi/yöneticisi ve dünya genelinde 144 milyon kadın kayıt dışı yatırımcı bulunmaktadır. Buna ek olarak, dünya genelinde tahmini 274 milyon kadın yeni iş kurma faaliyetlerinde yer almaktadır.

GEM, dünya genelinde ankete katılan kadın girişimcilerin %30,2’sinin önümüzdeki beş yıl içinde altı veya daha fazla çalışan istihdam etmesi beklendiğini belirtiyor. Bu oranın ise önümüzdeki beş yıl içinde yalnızca %18,7 olduğu ortaya koyuldu.

Peki hikayenin en başına gidecek olursak; kadın girişimcilerin iş dünyasında kendilerini gösterebilecekleri bir ortam yaratma süreci nasıldı? İş dünyası içerisinde sayılarının artmasına ve fırsat eşitliğini yaratma yolunda hangi zorlu süreçlerden kimlerin nasıl geçtiğini öğrenmek ister misiniz?

Kasetimizi epey geriye sarıyoruz ve 18. yüzyılda buluyoruz kendimizi. 18. yüzyılın ortalarında kadınların meyhaneler, tavernalar ve perakende mağazaları gibi belirli işletmelere sahip olmaları o dönem içerisinde yadırganmış olsa da yaygın haldeydi. Sahibi kadın olan  işletmelerin çoğu, kadınların işletme sahibi olacağı düşüncesine uzak olan bir toplum için utanç verici olmasının yanında bu işletmeler itibarsızlaştırılıyordu. Toplumlar, işletme sahibi bir kadına karşı yüzlerini çeviriyor ve öfkeyle karşılıyorlardı. Sebebi ise kadının bir işletmeye sahip olması, o dönemde varsayıldığı üzre nazik ve kırılgan kadın doğasına tezat bir durumdu. Bu algının belirli bir oranda yıkılması 18. ve 19. yüzyıllarda daha çok kadının bu baskıya karşı durma cesareti ile gerçekleşti. Bu isimlerden biri ise Amerikalı bir iş kadını olan Rebecca Lukens. Kendisini daha yakından tanıyalım.

1- Amerika’da Bir Sanayi Şirketinin İlk Kadın CEO’su: Rebecca Lukens

Rebecca Lukens kimya alanında öğretim görmüş bir kadın olarak aile mirası olan Brandywine Iron Works and Nail Factory isimli fabrikanın yönetimini üstlenen ve Amerika’da ilk kadın CEO olarak anılan dönemin başarılı iş kadınları arasında yer almaktadır. 1825 itibariyle babası ve eşi ölen Rebecca, iflasın eşiğindeki şirketi ülkenin ana kazan levhası üreticisi yaparak iflastan kurtardığında çelik fabrikasını büyük bir ikon haline getirdi. Bu süreçte şirket, üretilen ilk demiryolu lokomotiflerinden bir kısmını kullanılması için İngiltere’ye satış yaparak büyük bir adım daha atmış oldu. Rebecca 1847’de emekli oldu sonrasında şirketin devamlılığı bir süre kendi kızı ve oğlu yürütücülüğünde sağlandı. Ardından başarılı şirketlerin hissedar olmasıyla fabrika günümüzde faaliyetlerini hala sürdürmekte.

Rebecca Lukens sanayi sektöründe kadınların yerinin olabileceğinin ve büyük başarılara ulaşabileceğinin imkanlı olduğunu, toplum algısını yıkma adımlarıyla göstererek kadınların nazik ve kırılgan yapılara sahip olduğu düşüncesine bambaşka bakış açıları getirme yolunda büyük bir adımı atmış oldu.

1900’lerde daha ilerici bir düşünce tarzı ve feminizmin yükselişi ile birlikte kadın girişimciler kabul gören bir terim olmaya başladı. Hala kabul görme ve inanç kazanma noktasında büyük çabalar sarfedilmesine rağmen bu önemli bir gelişmeydi. Dönemin kadın girişimcileri genellikle kadınlara yönelik hizmet sektörlerinde yer almayı tercih ediyorlardı.  Tekstil endüstrisinin patlaması ve demiryolu, telgraf sisteminin gelişmesiyle birlikte Madame CJ Walker gibi isimler karşımıza çıktı ve kadın girişimlerinin dünyada ses getirecek markalara dönüşümünün kanıtı niteliğinde olan gelişmeler yaşandı.

2- Kendi Kendine Milyoner Olan İlk Kadın Milyoner: Madam CJ Walker

Walker, kurduğu Madam CJ Walker Manufacturing Company aracılığıyla siyahi kadınlar için bir dizi kozmetik ve saç bakım ürünü geliştirip pazarlayarak büyük bir servet elde etti. İş dünyasında ulaştığı başarıların yanı sıra hayırseverliği ve aktivizmi ile de tanınan Walker, çok sayıda kuruluşa maddi bağışlarda bulundu.

Madam CJ Walker, cilt bozuklukları ve saçları temizlemek ve çamaşırları yıkamak için sert ürünlerin uygulanması nedeniyle ciddi kepek ve kellik dahil diğer kafa derisi rahatsızlıklarından muzdaripti. Afrikalı-Amerikalı bir saç bakımı girişimcisi, milyoner ve Poro Şirketi’nin sahibi olan Annie Malone ile yolları kesişen Walker kendi saçlarına Malone ürünleri sayesinde çözüm bulmuş ve sonrasında Annie Malone için ürün satan bir komisyon acentesi olmaya başlamış. Fakat bu Madam Walker için yeterli olmayacaktı. Kendi saç bakım formüllerini oluşturarak Malone ile yollarını ayırdı ve kendi markasını yaratma yolundaki ilk tohumlarını 1905’de atmaya başladı. Kendini bağımsız bir kuaför ve kozmetik kremleri perakendecisi olarak pazarlayan Walker aynı zamanda iş ortağı olan kocası ile birlikte markasının kimliğini oluşturma ve tanıtımını yapma konusunda adımlar atmaya başladı. Sarah ürünlerini kapı kapı dolaşarak sattı, diğer siyah kadınlara saçlarını nasıl tarayacaklarını ve şekillendireceklerini öğretti. Tüm bu süreçte ciddiye alınma noktasında güçlü iletişim becerisini ve hikayesinin altında yatan gerçeği gözler önünde serme yeteneği ile Walker günden güne kadınların kalbini kazandı.

1908 yılında eşiyle birlikte bir güzellik salonu açan Walker, “saç ekimi uzmanları” yetiştirmek için Lelia Koleji‘ni kurdu. Siyah kadınların ekonomik bağımsızlığının bir savunucusu olarak, sağlıklı komisyonlar kazanan ulusal lisanslı satış acenteleri ağı için “Walker System” da eğitim programları açtı.

Dönemde kadın girişimcilere yönelik yatırımlardan kaçınılma, iş dünyası ve girişimcilik konferanslarında kadınlara henüz yer verilmemesi gibi durumların yaşandığı bir dönemde Madam CJ Walker, kurmuş olduğu her yeni bir girişimiyle hayranlık ve umut vadeden bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

1910 yılında en başından beri üretime geçmeyi arzulayan Walker Madam CJ Walker Manufacturing Company’nin genel merkezini kurdu. Walker daha sonra satış temsilcilerini eğitmek için bir fabrika, kuaför ve güzellik okulu inşa etti ve araştırmaya yardımcı olması için bir laboratuvar ekledi. Walker’ın her adımı planlı ve akılcıydı.

Tüm bu hikaye içerisinde Walker sadece 1917 yılında 20 bin kadının istihdam etmesine vesile olmasının yanında diğer kadınlara nasıl bütçe planlaması yapacaklarını, kendi işlerini nasıl kuracaklarını gösterdi ve onları mali açıdan bağımsız olmaya teşvik etti.

Büyük bir akımın öncüsü olan ve birçok kadının hayatında rol model olarak yer alan Madam CJ Walker hikayesiile birlikte, gelecek kuşaklara iz bırakılmasını sağladı ve dünya genelinde kadınların iş dünyasında kendi bağımsızlıkları ile yer alabileceklerinin önemli bir göstergesi oldu.

1981’de Bayan CJ Walker Üretim Şirketi faaliyetlerini durdurdu. 2020 yılı itibariyle kısa süreli olarak Sephora Madam CJ Walker Beauty Culture adını taşıyan bir seri ile ürünleri tüketicilerle tekrar buluşturdu.

1900’lerde yaşanan Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması kadınların evi geçindirme sorumluluğunu gündeme getirmiştir. Bu gelişme ile birlikte kadınlar iş dünyasına ve girişimciliğe adım atmakta çekinceleri olsa da kaçınmadı. Osmanlı Dönemi içerisinde gayrimüslim moda evleri ve terziler oldukça yaygındı. Fakat müslüman kadınların rahatlıkla gidebilecekleri özel bir işletme bulunmuyordu. Dönemin algısı gereği kadınların bir işletmeye sahip olması oldukça zor kabul gören bir durum olsa da Behire Hakkı Hanım dönemin ilk Biçki Yurdu’nu kurmuştur.  Osmanlı Dönemi’nde  karşımıza çıkan bir diğer isim ise Naciye Suman. Suman, eşi cepheye gittikten sonra 1919 yılında evinin çatı katında bir fotoğraf stüdyosu açtı. İlkleri başaran bu kadınların hikayelerine daha yakından bakalım.

3- İlk ‘Biçki Yurdu’ Terzihanesinin Kurucusu: Behire Hakkı Hanım

1913 yılında Osmanlı Türk Hanımları Esirgeme Derneği’nden ayrılan ve Paris Terzi Akademisi üyesi olan Behire Hakkı Hanım, kadınlara hizmet veren bir terzihane işletmesi kurmuştur. Behire Hanım’ın amacı yalnızca gelen siparişleri dikmek değildi. Bunun yanında bu işin ilmini öğrenmek isteyen kadınlara eğitim vermekti. Bunun üzerine Behire Hanım, Terzihanenin kurulmasından iki yıl sonra 60 öğrenciyi bünyesine katarak birçok kadını bu alanda cesaretlendirmiştir. Kısa sürede büyüyen işletmesi bir süre sonra Kadıköy, Üsküdar gibi adreslerde şubeler açabi­lecek duruma gelmişti.

Behire Hanım kısa sürede elde ettiği başarılar üzerine Sanayi Madalyası ve Maarif Nişanı alarak ödüllendirilmiştir. Türk Kadınları Biçki Yurdu, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçilirken varlığını sür­dürmeyi devam etmiş, 1930’lu yılların ortalarına kadar da kapsamlı faali­yetlerini devam ettirmiştir.

Başarılarının yanı sıra Behire Hanım şirket değeri olarak yardımsever bir tutumu da benimseyerek yardım olarak diktikleri ürünlerin satışlarından elde edilen geliri şehit çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak özelinde kullanmıştır.

Behire Hanım yaklaşık on yıl içerisinde 1400 kadını terzilik derslerinden mezun etmiş verdiği sertifikalar ile birçok kadının öğrendiklerini kullanarak kendi işlerini kurmalarına vesile olmuştur. Behire Hanım gibi yenilikçi ve girişken olan kadınlar bugünün girişimci ruhlu kadınların elde edecekleri başarılara öncülük etmiş ve tarihe ismini yazan kadınlardan olmuşlardır.

 

4- Türk Hanımlar Fotoğrafhanesi Kurucusu: Naciye Suman

Naciye Hanım, I. Dünya Savaşı’nda eşinin cepheye gitmesinden sonra ailenin geçim sıkıntısı çekmesi üzerine 1919’da evinin çatı katında bir fotoğrafhane açtı. “Türk Hanımlar Fotoğrafhanesi” adlı bu işletme kadın müşterilere hizmet veren bir stüdyo niteliğindeydi. Naciye Hanım, stüdyosunda fotoğraf çekmenin yanı sıra düğünlere fotoğraf çekimine gitmiş; sarayda fotoğrafçılık dersleri vermiştir.

 

Büyük Buhran sırasında, kadınlara tanınmmaya başlayan fırsat eşitliği gerilemeye başladı ve toplumun algısı tekrar geleneksel bakış açısına dönmeye meyilliydi. Bu durum, girişimcilik dünyasında yer alan ve almak isteyen kadınlar için bir itici güç haline geldi. Kadınlar kendilerini geçindirmek ve hayatta kalmak adına daha fazla girişimde bulundular. 1938’de kocası öldükten sonra tavuk ve bisküvi satmaya başlayan Hattie Moseley Austin, New York Saratoga Springs’te Hattie’s Chicken Shack’i açtı.

5- Hattie’s Chicken Shack’in Şef ve Kurucusu: Hattie Moseley Austin

Moseley Austin 1938 yılında toplam 33 dolarlık bir yatırımla Hattie’s Chicken Shack’i açtı. Uzmanlık alanı basit bir kızarmış tavuk tarifiydi, ancak daha sonra karides, barbekü gibi New Orleans yemeklerinin diğer öğelerini de menüsüne ekledi.

Yaz sezonu boyunca Moseley Austin, restoranını haftanın yedi günü 24 saat işletti. Ayrıca, aç olan herkesi, ödeyecek paraları olmasa bile doyurmasıyla da tanınırdı.

Moseley Austin, Federal Cadde’deki restoranı, kentsel dönüşümün tüm mahalleyi yok ettiği 1968 yılına kadar işletti. Daha sonraları, Moseley Austin’in 1993’te restoranını satışa çıkardı. Restoran bugün hala faaliyet gösteriyor.

Hakkında fazla bilgiye ulaşılamayan Austin muazzam bir ruhsal zenginliğe sahip olmasının yanı sıra oldukça mütevazi bir kadın olarak uzun yıllar kurduğu işletmenin şefliği ve yöneticiliğini yaparak ilk girişimci kadınlar arasında yer almıştır.

1950’lere geldiğimizde toplum kadınların rollerinin ne olması gerektiği hakkında biçtiği kararlar doğrultusunda kadınlara baskı yapayı artırarak devam etmekteydi. Ev hayatı, çocuklara bakmak, temizlik, yemek gibi konular kamuoyunun endişesi olmuş ve bu durum kadınları ev işleriyle birlikte kariyerlerini inşa etmek arasında bir denge kurmaya zorlamıştır. Evden çalışabilecekleri ürün ve hizmet fikri bu dönemde karşımıza daha fazla çıkmıştır. Ev tabanlı işletmeler, anne olmaktan endişe duyan kadınlar için sorunun büyük bir kısmının çözülmesine yardımcı oldu. Lillian Vernon, ilk çocuğuna hamileyken, düğün hediyelerinden aldığı parayı girişimine yatırarak kataloglar yardımıyla kendi işini kurdu ve evinin mutfak masasında siparişleri hazırlamaya başladı.

 

6- Mount Vernon’daki Evinin Mutfak Masasından CEO’luğa Uzanan Bir Yol: Lillian Vernon

1951’de genç bir anne adayı, sadece 24 ayar altın, el çantaları ve babasının deri eşya şirketinden satın aldığı kemerlerle donatılmış mutfak masasına hayal ettiği iş fikrini hayata geçirmek için oturdu.

Vernon yirmi dört yaşında, düğün hediyelerini kullanarak iş fikrine 2.000 $ yatırım yaptı ve ilk reklamını kişiselleştirilmiş çantalar ve kemerler için Seventeen dergisine verdi. İlk yıllarda, işin büyüklüğü siparişleri sıraladığı doldurduğu mutfak masasıyla sınırlıydı. Vernon Specialties Company, öncelikle genç kadınlara yönelik ürünlere odaklandı ve bu yeni ortaya çıkan pazara odaklanan dergilerde reklam verdi. 1950’lerin sonlarında ve 1960’ların başlarında, Vernon eşi ile birlikte, katalog aracılığıyla sattıkları kendi mücevherlerini yaratmaya başladılar. 1970’lerde Vernon, iş stratejisini küresel pazara yöneltmek ve bu pazara satış yapmak için yeniden şekillendirmeye başladı. Ardından Vernon, markasını genişletmek için pirinç üreticisi The New Company’yi ve Lillian Vernon Company’nin Lillian Vernon marka banyo malzemeleri ve mutfak malzemeleri satan toptan satış bölümü Provender’ı kurdu. 1965’te kurulan Lillian Vernon Corporation, 1987’de halka açıldı ve onu Amerikan Menkul Kıymetler Borsası’nda halka açık bir şirket kuran ilk kadın yaptı.

1990’ların başında giderek daha önemli hale gelen çevrimiçi pazara yanıt veren Lillian Vernon Corporation, 1995 yılında çevrimiçi bir hizmet sağlayıcısında bir mağaza açtı ve ardından bir çevrimiçi katalog ve web sitesi açtı. 1990’ların sonunda şirket, özellikle dot-com balonunun çökmesinin ardından çevrimiçi ihtiyaçları karşılamak için mücadele etmeye başladı. Vernon, 2003 yılında Zelnick Media’ya sattı. Günümüzde şirket, zarif, kişiselleştirilmiş hediyelerden oluşan geniş ürün yelpazesi ile müşterilerine hizmet vermeye devam etmektedir.

Bu listede yer alacak ve tarihe kadınların iş dünyasında yerlerini sağlamlaştıracak temel adımları atmış olan daha birçok girişimci kadın bulunuyor. Dönemleri koşullarınca standart yaşamlarını sürekli olarak zorlayan bu kadınların her biri farklı koşul ve kişiliğe sahiplerdir. Buna karşın hepsi zorluklara rağmen benzer başarı hikayelerine sahiplerdir. Kadınlar, toplumlar algısı düzenince yüzyıllar boyu çeşitli alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle olumsuz birçok tepkiye maruz kalmışlardır. Bu tepkilerin değişim tohumları, listede ismine yer verilen ve verilmeyen daha birçok kadının desteğiyle atılmıştır. Değişim, yenilik ve özgürlük çerçevesinde büyük veya küçük adımların seslerinin yüzyıllar sonrasına etkisini düşündüğümüzde; yeni nesil kadın girişimcilerin geçmişe yönelik bilgi sahibi olması ve bu bilinçle yollarına devam etmeleri faydalı olacaktır.

Hatice Hilal Kesen – Arya Genç Üyesi

 

Bir cevap yazın